25 Temmuz 2017 Salı

Öğretmenlik Dışındaki Meslekler

   Bütün kışım idealist bir öğretmen rolünde geçti. Hayatımın depremini yaşadım/yaşadık. Nasıl bir meslek aşkı ki bendeki, bana mısın demedi. Soru, sorun çözmeye devam ettim. Ne de olsa matematikçiyiz.
   Kışı idealist geçirdim dedim kendimce ama..Onu öğrencilere ve velilerime sormak gerek aslında. Mükemmel olamadığım açık... Yıl sonunda öz değerlendirme  yaptım. Kendime on üzerinden sekiz verdim. O çocuğa daha sıcak bakabilirdim. Velilerim gece gece aradığında telefonu açmalıydım. Hafta sonu da öğretmenlik hizmeti devam etmeliydi.
    Yaz tatili geldi. Aylarca tatil yaptığımız mükemmel tatilimiz. Çoğu arkadaşım tatilini doya doya yaşıyor. Oh sefanız olsun.. Gezin, tozun.. Aman bu memleketin derdi tasası sizi mi aldı? Kim ölmüş kim kalmış? İşsiz mi kalmış insancıklar? Geçim mi zormuş? Yine mi terör? Boş verin siz bunları. En güzelinden, en has olanından çekin fotoğraflarınızı evde olanlar da çatlasın..
    Biz öğretmenler sevilmeyiz ya..Bütün kış veliler evde öğretmen çekiştirir. Ben yaz tatilimi başka mesleklerdeki insanları incelemeye adadım arkadaş. Bakalım siz nasılsınız?İlk olarak İstanbul'da bir postaneye gittim. Öğle tatili saati..Değerli postane çalışanı indirmiş kepenkleri, sanki kendi dükkanı.. Saat 13.30 olmuş açan yok. Kapıda kuyruk... Millet söylenmeye başladı tabi.Zaten sadece söylenmeyi biliyoruz biz. Sonra birinin aklına kepenklere vurmak geldi. İçeri de mi acaba? Bir iki dakika içinde açıldı. Sürpriz... Kızgınlığımızı arkamıza sakladık. Bizden daha sinirli bir adam karşıladı bizi.. Bırak söylenmeyi, soru sormaya çekindik.
      Ertesi gün markete gittim. Alışveriş sonrası kasada bekliyoruz. Kasiyer genç bir çocuk. Artistlik yapacak aklı sıra hızlı hızlı geçirdiği aldığım ürünleri, kartımı elime vereceğine yere attı. Olur insanlık halidir dedim önce. Çocuğun özür dilemeyişi ve pişkin tavrı tepemi  attırdı. Malum meslek hastalığı bizimki.. Genç çocuğun yüzüne bakarak kızgınlığımı belirttim.
     Beşiktaş'tan geçerken kızıma midye dolma alalım dedik. Kapıdaki adam bizi kalabalık görünce sevindi tabi.. Ama siparişi duyunca yüzünden düşen bin parça.. Ne yapalım amca, ben bu tada bir türlü alışmadım. Denedim her türlüsünü kokoreçten, midye dolmaya, midye tavaya kadar..Yok gitmiyor boğazdan. Ben ne yapayım ama şimdi sen niye bizi geldiğimiz gibi yolcu etmiyorsun ki..
      Bir gün bankaya gittik. Yazın İstanbul gibi banka da boş. Sevindik hem de nasıl. Yine de adet olmuş numaratörden numara aldık. Kimse yok ya bankoya gittik bekliyoruz. Bankadaki görevli geri çekilin, oturun demez mi? Ciddi mi bu adam şaka mı yapıyor diye düşünürken, ciddiyeti karşısında şaşkınlığımızı saklayamadık.

     
Aşiyan'da Tevfik Fikret'in Evi'ne gittik. Çok güzel bir müzeye dönüştürülmüş. Tevfik Fikret'e hayran kaldım o evi gezdikten sonra,
bi de Aşiyan'a. Müzedeki görevli içeriye girenlere galoş veriyor. Kulaklığı yanında olanlara, müzenin mükemmel bir tanıtımının yüklendiği cihazı uzatıyor. Benim dışımda kimse cihazı alamadı. Görevli cihazı nasıl kullanacağımızı tarif etti. Kulaklığı takmaya çalışırken sesini açın, kulaklık takmanıza gerek yok demesin mi? Bizim dışımızdakiler evi şöyle bir gezip çıkarken; bizim Tevfik Fikret şiirleri ile birlikte gezip, Tevfik Fikret'in özel yaşamı  hakkında da bilgi edinişimiz günümüzü renklendirdi. O insancıklar bazen bizimle gezip duymaya çalıştılar bu odada ne varmış, bu eve niye "Aşiyan" demiş bu adamcağız acaba?
       Tatilimde bu gözlemlerimi yaptıktan sonra öz değerlendirmemi tekrar yapma kararı aldım. Kendime on üzerinden on beş veriyorum. Var mı itirazı olan?
                                                                                             #esence...
     
     

KALEMİNİ KAYBEDEN ÖĞRETMEN

  Öğrenciliğimde düzenli, eşyasına sahip çıkan, çalışkan bir öğrenciydim. Öğretmen olunca durum aynı devam edecek diye düşünsek de bizim e...